İçeriğe geç
SD Medya'dan

Günün işine yarayan bilgiler, burçlara keyifli yorumlar

Şaşırtıcı Bilgiler

Matbaanın asıl buluşu: yeniden kullanılabilen harf

Matbaayı devrim yapan şey baskı fikri değil, her harfin ayrı ve tekrar kullanılabilir bir parça hâline getirilmesiydi.

Bora Ersöz 3 dk okuma

Bir kitabın çoğaltılması yüzyıllar boyunca insan eliyle yapılan, yavaş ve pahalı bir işti. Bir yazmanın kopyalanması aylar sürebiliyor, her kopya kendi hatalarını da beraberinde taşıyordu. Bu nedenle kitap, çoğu toplumda az sayıda insanın erişebildiği bir lükstü. Matbaanın önemi, yazıyı icat etmesinde değil, yazının çoğaltılma maliyetini kökten değiştirmesinde yatar.

Baskı fikrinin kendisi aslında eskidir. Kumaşa desen basmak, mühürle iz bırakmak ya da oyulmuş bir ahşap kalıptan sayfa çıkarmak çok önceden biliniyordu. Doğu'da tek parça ahşap kalıplarla basılan kitaplar uzun süredir üretiliyordu. Bu yöntemin sınırı şuydu: her sayfa için ayrı bir kalıp oymak gerekiyor, kalıp yıprandığında iş baştan başlıyordu.

Asıl buluş: harfin yeniden kullanılabilir olması

Devrim, sayfayı bir bütün olarak oymak yerine, her harfi ayrı ve tekrar kullanılabilir bir parça hâline getirmekle geldi. Metal harfler dökülüyor, bir çerçevede yan yana dizilerek sayfa oluşturuluyor, baskı bittikten sonra sökülüp başka bir sayfa için yeniden kullanılıyordu. Böylece emek, sayfa başına değil, yalnızca bir kez harf takımı üretmeye harcanıyordu.

Bu basit görünen fikrin çalışması için birçok ayrı sorunun aynı anda çözülmesi gerekiyordu. Harflerin, defalarca baskıya dayanacak ama düşük sıcaklıkta dökülebilecek bir alaşımdan olması gerekiyordu. Her harfin yüksekliği kılı kırk yaran bir hassasiyetle aynı olmalıydı; aksi halde bazı harfler kâğıda basmaz, bazıları kâğıdı delerdi.

Mürekkep de yeniden düşünülmek zorundaydı. Kamış ya da tüy kalemle kullanılan sulu mürekkep metalin üzerinde durmaz, dağılırdı. Bu yüzden yağ esaslı, koyu kıvamlı, metale tutunan bir mürekkep geliştirildi. Pres ise şaraphaneden ve kâğıt atölyesinden tanıdık bir alet olan vidalı presin uyarlanmasıyla elde edildi.

Kâğıdın hazır bekleyen zemini

Matbaanın hızla yayılmasının bir nedeni de zeminin hazır olmasıydı. Kâğıt üretimi Avrupa'ya çoktan ulaşmış, deri esaslı yazı yüzeylerine göre çok daha ucuz bir malzeme yaygınlaşmıştı. Baskı makinesi günde yüzlerce sayfa üretebiliyordu; bunu karşılayacak ucuz bir yüzey olmasaydı hızın bir anlamı kalmazdı.

İlk basılan kitaplar da el yazmalarını taklit etti. Harf biçimleri hattatların yazısına benzetildi, sayfa düzeni aynı tutuldu, bazı kopyalarda süslemeler sonradan elle eklendi. Yeni teknoloji, kendini kabul ettirmek için önce eskisinin kılığına girdi. Bu, birçok icadın tarihinde tekrarlanan bir davranıştır.

Basımevi aynı zamanda yeni bir meslek düzeni yarattı. Harfleri döken dökümcü, sayfayı kuran dizgici, presi çalıştıran işçi, metni okuyup hataları düzelten düzeltmen ve işin masrafını üstlenen yayıncı ayrı ayrı roller hâline geldi. Bir kitabın üretimi artık tek bir ustanın değil, bir atölyenin işiydi. Bu iş bölümü, baskının hızından çok, üretimin sürekliliğini sağlayan asıl yenilikti.

Ucuzlayan kitabın getirdiği değişim

Baskının asıl etkisi kısa sürede görüldü. Kitap ucuzladıkça okuryazarlık daha çok kişi için anlamlı hâle geldi; okuryazarlık arttıkça kitaba talep büyüdü. Bu döngü, metnin kendisini de değiştirdi. Herkesin elindeki kopyanın aynı olması, bir sayfa numarasına ya da bir satıra atıf yapmayı mümkün kıldı.

Bu, bilimsel tartışmanın biçimini dönüştürdü. Bir gözlemi, bir tabloyu ya da bir çizimi tam olarak aynı biçimde çoğaltabilmek, sonuçların başkalarınca sınanmasını kolaylaştırdı. Elle kopyalanan bir çizimin her kopyada biraz daha bozulduğu bir dünyada, baskı sadakati büyük bir kazanımdı.

Sayfa düzeni de zamanla kendi kurallarını geliştirdi. Başlık, sayfa numarası, içindekiler listesi ve dizin gibi bugün doğal saydığımız araçlar, aynı baskının binlerce kopyasının bulunmasıyla anlam kazandı. Okur, kitabın içinde gezinmeyi öğrendi; metin, baştan sona okunan bir bütün olmaktan çıkıp başvurulabilir bir kaynağa dönüştü.

Bir icadın gerçek ölçüsü

Matbaayı önemli kılan, tek bir dâhiyane fikir değil, birbirini tamamlayan çözümlerin aynı atölyede buluşmasıdır. Alaşım, kalıp, mürekkep, pres ve kâğıt ayrı ayrı vardı; bunları çalışır bir bütün hâline getirmek gerçek icattı.

Bugün bir metni saniyeler içinde çoğaltıyoruz ve bunu bir başarı saymıyoruz. Oysa bilgiyi ucuza çoğaltabilmek, insanlık tarihindeki en belirleyici eşiklerden biriydi. Bir toplumun neyi bildiğinden çok, bildiğini ne kadar kolay aktarabildiği, o toplumun geleceğini belirler.