İçeriğe geç
SD Medya'dan

Günün işine yarayan bilgiler, burçlara keyifli yorumlar

Şaşırtıcı Bilgiler

Bal Neden Bozulmaz? Doğanın En İyi Konserve Sistemi

Bal, doğru saklandığında pratikte hiç bozulmaz. Bunun ardında düşük nem, yüksek şeker ve arıların enzim katkısından oluşan bir zincir var.

Derya Koral 3 dk okuma

Mısır piramitlerindeki mezar odalarında bulunan bal küplerinin binlerce yıl sonra hâlâ yenebilir durumda olduğu anlatılır. Bu, gıda dünyasında eşi az bulunan bir durumdur. Süt ekşir, ekmek küflenir, et bozulur; ama bal, doğru saklandığında pratikte hiç bozulmaz. Bunun ardında hem kimya hem de arıların titiz işçiliği vardır.

Su olmadan yaşam olmaz

Gıdaların bozulmasının temel nedeni mikroorganizmalardır. Bakteriler ve mayalar çoğalmak için suya ihtiyaç duyar. Balın nem oranı ise genellikle yüzde on yedinin altındadır. Bu, mikropların hayatta kalabileceği eşiğin çok altındadır.

Dahası baldaki şeker yoğunluğu o kadar yüksektir ki ozmotik bir çekim gücü yaratır. Bir bakteri hücresi balın içine düştüğünde, hücre zarındaki suyunu dışarı kaptırır ve büzüşerek etkisiz hâle gelir. Bal, bu anlamda mikroplar için susuz bir çöl gibidir. Şeker basitçe bir tatlandırıcı değil, aynı zamanda son derece etkili bir koruyucudur.

Arının katkısı

Ancak çiçek nektarı balın hâli değildir. Nektarın nem oranı yüzde yetmişe kadar çıkabilir ve kolayca fermente olur. Onu bala dönüştüren, arıların uyguladığı iki aşamalı bir işlemdir.

İlk aşamada arı, nektarı kursağında taşırken içine invertaz adlı bir enzim salgılar. Bu enzim, nektardaki sakkarozu glikoz ve fruktoza ayırır. İkinci aşamada arılar nektarı petek gözlerine yerleştirip kanatlarıyla üzerinden hava akımı geçirerek suyunu buharlaştırır. Kovanın içinde duyulan o sürekli uğultunun bir kısmı bu kurutma mesaisine aittir. Nem istenen düzeye indiğinde göz mumla mühürlenir.

Doğal bir antiseptik

Balın koruyucu gücü yalnızca kuruluğundan gelmez. Arının kattığı glikoz oksidaz enzimi, bal seyreldiğinde devreye girerek çok küçük miktarlarda hidrojen peroksit üretir. Bu, tanıdık bir dezenfektandır. Ayrıca balın pH değeri yaklaşık üç buçuk civarındadır; bu asitlik pek çok bakteri için yaşanabilir aralığın dışındadır.

Bir kilogram bal için gereken emek de çoğu kişiyi şaşırtır. Arıların bu miktar için ziyaret etmesi gereken çiçek sayısı milyonlarla ifade edilir ve kat edilen toplam mesafe on binlerce kilometreye ulaşır. Tek bir işçi arı, kısa ömrü boyunca bir çay kaşığının çok küçük bir kesrinden fazlasını üretemez. Kavanozdaki bal, yüzlerce bireyin ortak birikimidir.

Bu özelliklerin toplamı, balın tarih boyunca yara bakımında kullanılmasını açıklar. Eski Mısır, Mezopotamya ve Anadolu tıp geleneklerinde yanık ve yaralara bal sürüldüğüne dair kayıtlar vardır. Modern tıpta da tıbbi sınıf bal, bazı kronik yaraların bakımında kullanılıyor.

Yine de dikkat gerektiren noktalar

Bal bozulmaz demek, her koşulda güvenli demek değildir. Kavanoz nemli bir ortamda açık bırakılırsa bal havadaki nemi çeker; nem oranı arttığında fermantasyon başlayabilir. Bu nedenle balın ağzı sıkıca kapalı ve kuru bir yerde saklanmalıdır.

Ayrıca bal, bazı bakteri sporlarını barındırabilir. Yetişkin bir sindirim sistemi bu sporlarla kolayca baş eder, ancak bağırsak florası henüz gelişmemiş bebeklerde risk oluşturabilir. Bu yüzden bir yaşını doldurmamış bebeklere bal verilmemesi önerilir.

Şekerlenme bozulma değildir

Zamanla balın dibinde oluşan kum gibi kristaller çoğu kişiyi endişelendirir. Oysa bu tamamen doğal bir süreçtir ve balın bozulduğunu değil, gerçek bal olduğunu gösterir. Baldaki glikoz doymuş bir çözelti hâlindedir ve zamanla kristalleşme eğilimi taşır. Çiçek kaynağına göre kimi ballar birkaç haftada, kimi ise yıllarca sıvı kalabilir.

Kristalleşmiş balı sıvı hâline döndürmek için kavanozu ılık suda bekletmek yeterlidir. Kaynar su ya da mikrodalga kullanmak ise enzimleri parçalar ve balın besleyici içeriğini zayıflatır.

Balın rengi ve kıvamı da bozulmayla ilgili değil, kaynakla ilgilidir. Akasya balı açık ve uzun süre sıvı kalırken, kestane balı koyu ve yoğundur; çam balı ise çiçek nektarından değil, böceklerin bıraktığı salgıdan üretildiği için farklı bir bileşim taşır. Aynı kovandan bile mevsimine göre farklı özellikte bal alınabilir.

Sonuçta bal, doğanın ürettiği en gelişmiş konserve sistemlerinden biridir. Düşük nem, yüksek şeker, asidik ortam ve enzim desteği bir araya geldiğinde ortaya, üzerinden yüzyıllar geçse bile tazeliğini koruyabilen bir gıda çıkar. Bir kavanoz balı rafa kaldırırken, aslında binlerce arının haftalarca süren titiz mesaisini ve milyonlarca yıllık bir kimya çözümünü kaldırmış oluyorsunuz.